İHSANİDER

Ana Sayfa | ..... | Derneğimiz | İletişim Formu | İnsan Kaynakları | Kurucu Üyeler | Yönetim Kurulu | Tüzük | Anketler | Sitene Ekle | RSS

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültürlerin çarpıştığı yer

Bugün, eski Sovyet Moldova'sı topraklarında, bu yüzden iki devlet var: Biri, bölgenin büyük bir bölümünü kontrolü altında tutan ve uluslararası alanda resmen tanınmış olan Moldova devleti; diğeri Dinyester nehrinin doğu yakasını ve batı yakasının küçük bir bölümünü elinde bulunduran ama resmen tanınmayan bir siyasi varlık Transnistra.

Kategori  Kategori : Tarihten Olaylar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 180540
Tarih  Tarih : 10 Kasım 2011 23:35

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

David Keys

Avrupa’nın kontrol edilmesi en zor uzun dönemli jeopolitik krizlerinden birinin merkezinde, ana Rusya’nın 500 mil batısında (kıtanın en az bilinen sözde ‘ülke‘si) ‘Pridnestrovye Cumhuriyeti’ adında, Rus egemenliğinde ve komşu ülke topraklarıyla kuşatılmış küçük bir bölge yer alır.

Dünyanın pek çok yerinde Transnistra olarak bilinen bu bölge, Moskova için askeri açıdan (ve yüzlerce Rus askerine ev sahipliği yapması açısından) büyük öneme sahip ve Batıda çoğu kimse tarafından, bölgedeki ekonomik gelişmeyi uzun süre engelleyen siyasi istikrarsızlığın kaynağı olarak görülüyor.

Washington’un, yakın zamanda, Amerika’daki Rus casuslarıyla ilgili görünüşteki öfkesi ve Rusya’nın bir ABD ajanını Moskova’da tutuklu bulundurması, dünyada şaşkınlığa neden olsa da; gerçekte, Transnistria (Pridnestrovye veya Transdinyester), Rusya ve batı arasında belli aralıklarla kendini gösteren, soğuk savaş sonrası gerilimlerde, daha ciddi bir cephe olma potansiyeline sahip.

Ukrayna ile Avrupa’nın yoksul ülkelerinden biri olan Moldova (Transnistria üzerinde egemenlik iddiasına sahip) arasında sıkışmış; kendi para birimi, pulları, parlamentosu, hükümeti ve silahlı güçleri olan bir cumhuriyet Transnistra. Fakat bir şehirden daha büyük değil ve dünyadaki hiçbir ülke tarafından resmen tanınmıyor.

Önemli Bir Ara Bölge

Transnistra, yalnızca yirmi yıllık bir Cumhuriyet olmasına karşın, Avrupa’daki en eski jeopolitik fay hattı üzerindedir. Geçen iki buçuk milenyumun büyük kısmında, batı ucu büyük nehir Dinyester olmak üzere, Avrupa ile doğu arasında sınır hattıydı. Eskiden, erken dönem Avrupalılar (Grekler, Keltler, Daçlar) ile Asya kökenli göçebe bozkır halkları arasında sınırken; sonraki dönemlerde (dördüncü, sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda) barbar krallıklar arasında bölüşüldü. Daha sonra, Hıristiyan Avrupa ile Müslüman Moğol imparatorluğu (14. ve 15.yüzyıllar); güney-doğu Avrupa’nın Ortodoks Yunanları ile Katolik Polonya (15. ve 16.yüzyıllar); Hıristiyan Rusya ile Müslümanlıkla yönetilen Osmanlı imparatorluğu (1792-1806) ve nihayet Romanya ve Rusya (1918-1940) arasında.

Dinyester nehri sadece büyük imparatorlukları, ayırmakla kalmamış; aynı zamanda iki en önemli kültürü, Romanyalılar (nehrin batı yakası) ve Slavlar (doğu yakası) arasında da sınır çizgisi olmuştur.

Transnistra, halen belirsiz bir bölge. Uluslararası hukuk açısından, eski Sovyet cumhuriyetlerinden ve şimdi tam bağımsız bir doğu Avrupa ülkesi olan Moldova Cumhuriyeti’nin bir parçası. Fakat aslında, Moldova haricindekilerle az bir tarihi ilişkisi olan Transnistria, fiili olarak (resmen tanınmasa da) tamamen bağımsız bir ülke.

Bölgenin şimdiki istikrarsızlığı, 1789 Fransız Devrimi’nin vuku bulduğu tarihlerde, gerçekleşen siyasi ayaklanmalara kadar geri götürülebilir. O tarihlerde, söz konusu bölge Osmanlı imparatorluğunun bir parçasıydı. 1792’de (Rusya ve Osmanlı imparatorluğu arasında beş yıl süren savaştan sonra) Rusya, bölgenin güney kesimini, bugün Transnistra olarak bilinen yeri ele geçirdi. Sonra 1793’te Fransa’daki devrimin ardından, pan-Avrupa’nın aşırı ideolojiyi ezme teşebbüsünün bir parçası olarak; Rusya ve Prusya, radikal düşüncelere sahip Polonyalıların çoğunu dağıttılar. Sonuç olarak Rusya, Transnistra’nın güney kesimini de ilhak etti. Dinyester’in doğusundaki Moldova, Osmanlı’nın elinde kaldı; ama Çarın gözü hala oradaydı. Çar, yeni ele geçirdiği bölge ve çevresinde Yeni Moldova Prensliği’ni kurdu. Ukraynalıları ve Rusları oraya yerleşmeye sevk etti. Bu faaliyet, Çar’ın, nehrin karşı yakasındaki Osmanlı Moldova’sını ele geçirme teşebbüsü için bir ön hazırlıktı.

Çar’ın Gelişi

On yıl sonra, Rusya, gerçekten de eskiden Osmanlı’ya ait olan Moldova’nın büyük bir bölümünü ilhak etmişti. Rusya’nın bölgede kurduğu yönetim, orada Besarabya olarak biliniyordu. Transnistra onun bir parçası değildir.

Yüz yıl sonra, Bolşevik devriminin ardından, Besarabya halkı, 1918’de ‘Büyük Romanya’ olarak bilinen oldukça milliyetçi devlet idealini gerçekleştirmek niyetiyle Rusya’nın yörüngesinden kurtulma ve batılarında Romence konuşan soydaşlarıyla birleşme kararı aldı.

Bundan altı yıl sonra, 1924’te, Sovyetler Birliği, Dinyester’in doğu yakasında, Moldova Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’ini kurdu. Alanı, bugün Transnistra olarak bilinen bölgenin neredeyse tamamını kapsıyordu. Amaç, Romen Besarabya’sını alarak Sovyetler Birliğini genişletmek ve bu amaç doğrultusunda sürgün edilen Besarabyalı Bolşevikleri sıçrama tahtası olarak kullanmaktı.

1930’larda, Romanya, Sovyetler Birliğine karşı Nazi Almanya’sı ile ittifak halindeydi. Sovyetler Birliğinin, kötü bir namı olan Molotov-Ribbentrop Anlaşması ile eskiden Çar taraftarı olan Besarabya’yı yeniden ele geçirmesi istihzalıydı.

Anlaşma hükümlerine göre, Almanya, Polonya’yı bölmekle kalmamış, müttefiki Romanya’yı da satmıştı. Nehir boyunca Büyük Romanya’nın (bugünkü Moldova) doğu kesimini gizlice Sovyetlerin nüfuz sahasına tahsis etmiş; Romanya bunu protesto etmişse de, Almanya net bir şekilde, eski Çar yanlısı bölgeyi SSCB’ye terk etmelerini deklere etmişti.

Rencide edilen Romanyalılar (ve düşmanları Sovyetler), Hitlerin anlaşmaya ihanet etmek ve iki yıl içinde Rusya’yı işgal etmek niyetinde olduğunu bilmiyorlardı.

Bu sırada Stalin, Hitlerin planından bihaber olmanın rahatlığıyla, Besarabya ve Özerk Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin batı kesimini birleştirerek yeni bir Sovyet cumhuriyeti kurdu (Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti). Büyük Dinyester nehrinin doğu ve batı yakasındaki toprağıyla modern Moldova, bu şekilde tesis edilmiş oldu.

Rusya’nın Nüfuzu

Stalin’in iki bölgeyi birleştirme kararı önemli bir karardı; çünkü siyasi ve kültürel bir cephe olarak nehrin tarihi rolü, kasten yok sayılmıştı. Yine de Mihver ülkeler tarafından işgal edilmesiyle (1941-44), kısa bir kesinti istisna olmak üzere, Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti 1991’e kadar Dinyester nehrinin her iki yakasını kontrol ederek ayakta kaldı. Moldova, o tarihten sonra, yani Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, bağımsız bir devlet oldu.

Ancak Moldova’nın kimlik meselesi, bağımsızlığından sonra da öncesinde olduğundan hiç de aşağı kalmayacak biçimde kaygı verici olduğunu gösteriyordu.

Bölgedeki kültürel, ulusal ve siyasi kimlik (örneğin Romanyalılarla Slavlar arsındaki fark) kısmen de olsa dile hatta yazı dilinde kullanılan alfabenin türüne dayanıyordu.

1930’lara geri döndüğümüzde, Bolşevikler, Moldova Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Dinyester’in doğu yakası), orada kullanılmakta olan Rus Kiril alfabesini Latinleştirmişlerdi. Amaçları, Latin alfabesi kullanan Besarabya halkı için, dili daha kullanışlı hale getirmek, böylece o toprağı Romanyalılardan söküp alma çabalarında Bolşeviklere yardım etmelerini sağlamaktı.

Ancak savaştan sonra, Romanya’nın komünist dünyada güvene kavuşmasıyla, Latinleştirmeye artık gerek kalmadı ve Moldova, dil, alfabe ve kültür açısından giderek daha fazla Ruslaştırıldı. Bu süreçte, şimdiki Transnistra çok sayıda Rus ve Ukraynalı göçmen aracılığıyla sanayileşti ve nüfusu arttı.

Bu sebeple, Sovyetler Birliği çökünceye kadar, Dinyester’in doğu ve batı yakaları (örneğin Moldova ve Transnistra) farklı etnik ve kültürel özelliklere sahipti. Bu bölünmeler, daha uzun dönemli tarihi tecrübelerden kaynaklanan farklar ve Sovyetler-sonrası jeopolitik durum, 2 Mart 1992 ile 21 Temmuz 1992 tarihleri arasında sivil savaşa ve eski Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti toprağında, iki devletin ortaya çıkmasına yol açtı.

Konuşma Zorluğu

Transnistra’da Slavca konuşanlar (Ruslar ve Ukraynalılar), iş ve başarı açısından onları dezavantajlı bir duruma sokabileceği için, Moldova dili Romence’yi konuşmakta yetersiz kalabileceklerinden endişe duyuyorlardı. Önceleri, Romanya ile birleşmeye zorlanabileceklerinden de korkuyorlardı. Ancak Sovyet-sonrası Rusya, büyük ölçüde, bağımsız ve tanınmamış Transnistra’yı, doğu Avrupa’nın bu bölümünde nüfuzunu elde tutmanın bir yolu olarak gördü. Ukrayna’nın bağımsızlığıyla, Ruslar nihayet, bağımsız bir Transnistra’nın, en batıda asker bulundurma ve nüfuz sahibi olma konusunda tek umut olduğunu kavradılar.

Daha da önemlisi, Rus milliyetçilerine göre, Transnistra, 1790’lardan beri çarlar tarafından yönetilmiş ve daha uzak bir geçmişte (10. ve 11.yüzyıllar), dönemin Rusları tarafından hakimiyet altına alınmış olması dolayısıyla Rus toprağıydı. Ruslar, aynı zamanda, Transnistra’yı bir pazarlık kozu ve Moldova siyasetine ve daha da ötesine nüfuz etmede bir manivela olarak görüyorlardı.

Bugün, eski Sovyet Moldova’sı topraklarında, bu yüzden iki devlet var: Biri, bölgenin büyük bir bölümünü kontrolü altında tutan ve uluslararası alanda resmen tanınmış olan Moldova devleti; diğeri Dinyester nehrinin doğu yakasını ve batı yakasının küçük bir bölümünü elinde bulunduran ama resmen tanınmayan bir siyasi varlık Transnistra.

Moldova’da, geçen yıl, daha batı yanlısı yeni bir hükümet iktidara geldi. Transnistra’da ise Aralık’ta seçimler yapılacak ve belki yeni gelişmeler olacak. Bu sırada, Rusya ve batı özel bir Avrupa güvenlik toplantısında bu meseleyi görüşmeyi kabul ettiler. Fakat Rusya, Transnistra’yı, Moldova’nın nihai olarak AB’ye ve hatta NATO üyeliğine doğru ilerleyişinin önünü kesmenin bir yolu olarak kullanmaya devam edebilir.

BBC History Magazine, Eylül 2011, Vol.11, No.9, [18-20]

Çeviri: Muhsin Korkut


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

SON DAKİKA HABERLERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

© İMAM-HATİP LİSESİ MEZUNLARI KÜLTÜR DAYANIŞMA VE İNSANİ DEĞERLERİ YÜCELTME DERNEĞİ
 Telefon ve Fax:
                   

 e-mail :  iletisim@ihsanider.org.tr    /  www.ihsanider.org.tr@hotmail.com
Köşe Yazarı Yönetici Girişi     /   Köşe Yazarı Girişi

Adres:Ulu Cami Mah. Kızılay Cad. Taş Apt. No:163 K:1 D:1 Seyhan/ADANA
E-Postamız


Tasarım: ihsanider

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi