İHSANİDER

Ana Sayfa | ..... | Derneğimiz | İletişim Formu | İnsan Kaynakları | Kurucu Üyeler | Yönetim Kurulu | Tüzük | Anketler | Sitene Ekle | RSS

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

MESULİYET DUYGUSU

Mesuliyet sahibi olan her fert, her varlık ve her canlı yeryüzünde Allah"ın halifesi olmaya layıktır.

Kategori  Kategori : Eğitim
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 232815
Tarih  Tarih : 25 Nisan 2012 06:22

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Mesuliyet sahibi olan her fert, her varlık ve her canlı yeryüzünde Allah’ın halifesi olmaya layıktır. Sorumluluğunun bilincinde olan her Müslüman, Rahman’ın kulu olmaya hak kazanmıştır. Görevinin ve yaratılış amacının farkında olan her mümin, Rahim’in rızasına ve onun Resulüne ümmet olmaya nail olmuştur.

 

Kadir olan Allah’ın verdiği en büyük göreve muhatap olan varlık: İnsan. Sorumluluğunun bilincinde olduğunda, en şerefli ve en zirvede yol alan halife olurken; cehaleti ve inkârı sebebiyle de, hayvanlardan daha aşağı seviyelere düşebilen garip bir canlıdır o. Yaşamı boyunca; sıkıntı ve sevinci, acı ve tatlıyı, korku ve ümidi birlikte, an be an yaşayan bir sır perdesidir. Allahın bazen halife olarak tanımladığı, bazen de zalim ve nankör olarak nitelendirdiği aciz bir mahlûk. O, sıkıntıya düştüğünde ve aciz kaldığında, kendisini yaratana sığınan ve sadece ondan medet uman zavallıdır. Ama acziyetini unutup da, bazı nimetlere nail olduğunda Rabbini unutup büyüklenen, ona karşı böbürlenen ve nemrutlaşan bir garip yaratıktır.

 

Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir. (Enam suresi - 6/165)

 

Kul için asıl olan, acziyetini ve mesuliyetini bilmesidir. Tarih bu bilincin farkında olanlarla doludur. İlk insan, ilk peygamber Hz. Âdem yaratıldı ve sorumluluğunun bilincinde biri olarak yaşadı. Nuh peygamber, Allahın ona verdiği misyonu tam anlamıyla taşıdı ve bunu ümmetine aktardı. En yakınlarının bile inkâr etmesine rağmen, hayatı boyunca, mesuliyetini asla unutmadı. Yaptığı gemi ile kendisine inanları helak olmaktan kurtardı ve ebedi saadete ulaşmaları için vesile oldu. İdris, Şit, Zekeriya, Yakup, Yusuf peygamber… Hangisine bakarsanız bunu göreceksiniz. Aynı kaynaktan beslenen ve aynı yolda yürüyenlerin sorumluluklarını unutmaları mümkün olamaz. Hayatlarını vahiyle çizenler, asla yanlış yollara meyletmezler. Onların yolunu takip edenler de, aynı konumdadırlar.

 

Mesuliyetin sırrına mazhar olmak isteyen Musa (a.s.),  “Medyen” yollarına düştü. O sırra ulaşmak, halis bir dua, bir sürü ve iki kız kardeşin vesilesine bağlanmıştı. Büyük insanlar büyük fedakârlıklardan sonra ortaya çıkarlar. Büyük mesuliyetler yıllarını feda eden insanlara verilir. Musa (a.s.) da, yıllarını, terazinin denge timsali Şuayb peygambere feda etti. Büyük olmak için, büyük bir adım attı. Sonuç mu? Saliha bir kadın ve Tur-u Sina’da kıyamete kadar dillere destan bir kelam. Vahiy ile müşerref olmanın verdiği bir azamet. İsrail oğulları gibi azgın bir kavimle baş edebilecek mesuliyet ve sabra sahip olabilen bir yiğit. Kardeşi Harun’la beraber, firavuna karşı hakkı haykırabilecek cesaret ve sorumluluğa sahip bir iftihar abidesi.

 

Mesuliyet bir duruş, gönülden inanıştır. Meryem gibi olabilmektir. Zira İsa gibi beşikte iken hakkı haykıran, babasız bir bebeği taşıyabilmek, sadece böyle olmakla mümkündür. Sorumluluk sahibi olmak, daha anne karnında adanmakla başlar. Hanne gibi bir anne, İmran gibi bir babanın evladı olmak ya da bunlar gibi inanmak ve Allah’a bağlanmakla gerçekleşir bu bilinç. Mesuliyet sahibi olanlar, Meryem gibi vakur ve dik dururlar. Eğilmezler kendilerine karşı iftira atanların önünde, üzülmezler. Bilirler ki yolunda yürüdükleri rahman, onları elbet koruyacak ve gözetecektir. O yüzden mesuliyet sadece bir söz değil yaşam şeklidir. Hayatın anlamı ve var oluş sebebidir.

 

Bir medeniyet kurmanın sancısını çekmektir mesuliyet. Zifiri karanlıkları nura çeviren, cehaleti ilme dönüştüren süreçtir. Muhammed-u-l emin olmaktır. Sağ eline güneş, sol eline de ay konulsa bile, haktan vazgeçmemektir. Taif yollarında taşlandıktan sonra garip bir çoban Addas’ın imanına vesile olmak için çırpınan merhamettir. “Ey kızım Fatıma! Sakın bana güvenme. O gün geldiğinde kimsenin kimseye faydası olmayacak” diyen ve kızı için dua eden bir babanın şefkatidir. Mesuliyet, sadece ibadet eden bir kul olabilmek için, sabahlara kadar secdeden alnını kaldırmamaktır. “Hepiniz çobansınız ve sorumluluğunuzun altındakilerden mesulsünüz” diyerek, ben değil de, biz anlayışını vurgulayan bir öğreticidir. Kalplerde ve zihinlerdeki putlarında kurulmasını öğreten ve emreden bir öğreti ustası olmaktır mesuliyet.

 

Mesuliyet duygusudur insana hayat veren ve onu canlı tutan. Bir bitkinin, toprağı yarıp güneşe selam duruşu ve yağmur için beklemesidir. Sabırla ve vakarla duruştur mesuliyet. Bir karıncanın ufacık bir taşı sebatla aşıp, yavrularına bir buğday tanesini götürmek adına, döktüğü alın teridir mesuliyet. İmanın zuhuru ve kanıtıdır bu. Ne zaman ki o duygu ortaya çıkar, işte o zaman mesuliyet de zirvededir, vardır ve daim olacaktır. Yürek ister mesuliyet sahibi olmak. Yeri geldiğinde kendinden vazgeçip, başkalarının günahına ağlayabilmek ve onlar için yeri geldiğinde kendi ahiretini bile feda edebilmektir. Rahman karşısındaki esas duruşun acziyetidir. Hacer'in çölde rabbine tevekkülü, İsmail'in boynundaki bıçağın sızlamasıdır. Tur-i Sina da Musa'nın ayak izleri, Meryem'in adanmışlığının kabulüdür. Ebu zer misali meydanlarda haykırmaktır hakkı, Selman gibi diyar diyar arayıştır. Kâinatın efendisinin sıddık ile düştüğü hicret yolundaki kumların sevinci ve ümmeti için ağlayan bir Resul’ün gözyaşlarıdır mesuliyet. Kufe yollarına düşen hüseynin umudu, yezit'lere, Zeynep'lerin haykırdığı hakikat çağrısıdır mesuliyet. Yiğitlerin ve adam gibi adamların işidir. Acizlerin ve korkakların ağızlarına bile alamayacakları kadar onurlu bir söyleyiştir. 

Selam olsun mesuliyet sahibi olanlara! 
Selam olsun mesuliyetin hakkını veren hakikat erlerine! 
Selam olsun mesuliyet duygusunu kalplere veren Rahmanı sevenlere ve sevdirenlere!

İbrahim SAY / Araştırmacı/İlahiyatçı

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

ibrahim say [ 26 Nisan 2012 01:20 ]

eyvallah çok sağolun.ben teşekkür ederim

sevilay [ 25 Nisan 2012 17:59 ]

Çok teşekkür ediyorum yazınızdan ve bilginizden dolayı yazılarınızın devamı dileğiyle kaleminize sağlık..

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

SON DAKİKA HABERLERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

© İMAM-HATİP LİSESİ MEZUNLARI KÜLTÜR DAYANIŞMA VE İNSANİ DEĞERLERİ YÜCELTME DERNEĞİ
 Telefon ve Fax:
                   

 e-mail :  iletisim@ihsanider.org.tr    /  www.ihsanider.org.tr@hotmail.com
Köşe Yazarı Yönetici Girişi     /   Köşe Yazarı Girişi

Adres:Ulu Cami Mah. Kızılay Cad. Taş Apt. No:163 K:1 D:1 Seyhan/ADANA
E-Postamız


Tasarım: ihsanider

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi