İHSANİDER

Ana Sayfa | ..... | Derneğimiz | İletişim Formu | İnsan Kaynakları | Kurucu Üyeler | Yönetim Kurulu | Tüzük | Anketler | Sitene Ekle | RSS

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ORDA, BİR KÖYDE ÖĞRETMEN OLMAK.

Köyde öğretmen olmak ayrı bir dünyaya ait olmaktır.

Kategori  Kategori : Eğitim
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 163710
Tarih  Tarih : 05 Şubat 2013 16:16

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

            Köyde öğretmen olmak ayrı bir dünyaya ait olmaktır. Çok başkadır merkeze göre. Tayini çıkan arkadaşlar köy okulunu arıyor, bizlerde acaba “merkezde öğretmen olmak nasıl bir şey?” diye merak ediyoruz, hayatın cilveleri işte...

            Genellikle köyün kıyısında kalmış bir arazide yükselir. Çok uzaktan seçebilirsiniz; bayrak direği, etrafındaki görece geniş ve boş alan, duvarların beyaz badanası altında 1 - 1,5 m'lik mavi ya da bordo şeridi kolayca görürsünüz. Kimi zamanlarda kırmızı kiremitli çatısı olan tek bina o olacağı için direk mirek bakınmanıza gerek yoktur. Kaidesi olan boş büst dikilir önünde. Binanın kapısında siyah üzerine mavı boyalı tabelada , en resmi yazıyla: 'T.C. .... ....... ...... okulu' yazar. Köy evlerinden farklı olan tek yapıdır.       

Nasıl mı?

            Köy okulununda öğretmen olmak öğretmenliğin “en sırlı ve en güzel” yönüdür.  Bunu köyde görev yapmayan, hele hele de müdür yetkili olarak görev yapmayan, bilemez. Klasik tabirler vardır ya:  soba yakmak, sınıf temizlemek, 5 sınıf bir arada vs vs. Hayır benim kastettiğim bunun dışında, o havayı solumak, o iradeye, idareye sahip olmak, köyün muallimi olmak ve o sorumluluğu üzerinde taşımak... Gerçek öğretmenlik bu olsa gerek. İdealist öğretmen, esvaplı realist öğretmenin adıdır.

            Birde ailene memleketine uzaksan… Orda bi öğretmen var uzakta, görmeksek de, isyan çığlığını işitmesek de, o öğretmen bizim öğretmenimizdir, duygularına mazhar olmaktır işte.

...

      İnanın hakkı ve hukuyla 5 yıl köyde öğretmenlik yap, tabir oysa Cennet'ten bir arsan olur. Her zorluğa göğüs germek, bilmediğin ne varsa (soba yakmak dahil)öğrenmek, hatta çamurla barışık, gar-gış-gıyamet, zemherinin resmidir. Bazen çile dense de bazen de eğlencedir ya hu! Öğretmeyi öğrenip, öğrenmeyi öğreten olup, hayatın tecrübeleriyle harmanlanmasıdır.

            Ayaklarında çorap dahi olmayan lastik ayakkabı kombineli, burunda sümük, el yüz is kara, olan pantol paçası ve çorabın hiç kurumayanındanını giyen doğa kokulu kardelen çiçeğinin bahçıvanı olmaktır. O kardelenlerin örnek aldığı model olmaktır. Çocukların üşüyen ellerini ellerinle ısıtmak, çamur dolu sınıfı temizlemek, sobaya odun-kömür taşımak, hasıl-ı teşbih; yokluktan bir şeyler var edebilme çabasıdır. Öğretmen: Çocuklar odun gitirin yarın birer ikişer. Bir de tutuşturmak için tezekde lazım kim getirebilir? Sorusunun sık sık sorulduğu emir kipidir.

             Binadan içeri girdiğinizde biraz genişçe tek bir koridor vardır, yağmur yağıyorsa tören burada yapılır. Yerler grimsi çimento içinde beyaz/gri taşlarla azcık beneklendirilmiş bir şeydir. Duvarlar illa ki beyaz badanalıdır.kuşak boya mutlaka çekilmiştir.  Koridorda 2-3 kapı vardır.  Biri küçücük müdür/öğretmen odasının kapısıdır, diğer(ler)i köyün tüm çocuklarının beraberce okuduğu birleştirilmiş sınıf(lar)ın kapısıdır. Lojmandan çevrilmiş ek ana sıfını hariç. Sınıfın olmazsa olmazı (mümkünse sınıfın ortasına yerleştirilmiş) sobasıdır. Hem sobadır hem ocak. Yani okulu kendi evin gibi görmektir.

          Toplumda en gurur verici mesleğin en meşakkatlisidir. Fedakarlık, özveri ve mücadelenin Noel ödülünü haketmişliktir. Bazıları içinse de atanamayan öğretmenler için büyük nimettir. Bazıları  içinse çok acı bir durum ama “hiç olmamaktan iyidir” cümlesidir. Dahası da köye gitme korkusu ile sınıf ögretmenliğine rahmet okumaktır.

....

          “Mecburiyet” ile “iyi ki”nin çatışmasıdır. Bazen  3 yıl sonunda iyi hizmet puanyla iyi bir yere tayin isteyebilmektir, bazıları için eş durumu durağı, bazıları için dışarı yuvadan gelip konulması gereken ilk dal…ama habitatı ortak olan, insanın gerçekten öğretmen olduğunu hissetmesi demektir, tezek ve teke kokuları arasında.

            Yılar sonra anlatacağınız askerlik anılarına eşdeğer malzemenin bol olduğu; mesela sobada ısnırken önlük, çanta, kaban, mont vb yerleri yakma anısıdır. Kimi yerde fındık bahçelerinde, bostanda gezinmek, pancar, pamuk, buğday  tarlalarından geçmek, çam kokularında nefeslenmektir. Köpeklerle boğuşmak, cahile laf anlatmaya çalışıp  tahammül etmektir.

 

           Sabahın karanlığında kalkıp, tangur tungur tozlu ve kirli köy servisiyle yolculuk edip, mis gibi temiz havayı çekerken, çok yorulduğunuz zamanlarda bile size parlayarak bakan gözleri gördükçe, sobada pişen çayı yudumlayarak yorgunlunuzu unutmak demektir. Ve dönüşte yarım saat yürüyüp, bezende otostop yapmaktır. İlçeden sabah yola çıkıp, kardan okula ulaşamayıp geri döndüğünde okulların tatil olduğunu öğrenme komedisidir.

...

     Issız yerlerde sahipsiz olup, sahipsizlere sahip çıkmaktır bazı yerlerde. Örneğin terör olayından sonra “biji apo” deyişerine kulak asmamaktır. Türk bayrağını dalgalandırırken şehit olmaktır bayrak direğinde. Aklında istifa etmenin yüzlerce defa geçip ve istifa etmekten vazgeçme ikileminde boğuşmaktır. Milliyetçi ruhun sindire sindire içilmesidir bence.

           Sanki sadece köy öğretmenin ve köylünün okulu olduğu sanılır.  İnşaatında,tamirinde köylü sallar kimi zaman çapayı küreği, “okur oğlu kızıda kurtulur yokluktan belki” diye.

          O küçük öğretmen odasında ancak bir dolap ve bir masa sığabilecek kadar yer vardır. okulun 2 öğretmeni varsa ne güzel, bölerler sınıfları 1-2-3/4-5 diye, takılırlar. yaşça ve müfredatça birbirine yakın olan böylesi sınıfları idare etmek daha kolaydır. ama tek öğretmen varsa vay haline, uğraşsın dursun plan programlarla hangi saatte kime ne yapacağım diye.

       Öyle gülümsetir ki bunlar,  köy okulu aslında bi şanssızlık değil başlı başına bi şansdır ve arkana dönüp baktığın zaman tek gördüğün saflık, temizlik ve mutluluktur.  Hem öğrenciden, hem de velilerden koşulsuz saygı görmektir.

         Hayat şartlarının zorluğuna rağmen; sobanın başına oturup ağzınızdan çıkan her kelimeyi dikkatle dinleyip cahillikten kurtulmaya çalışan, minik yüreklerin sıcaklığını duyup bütün soğuğu unutmaktır. Oyun hamurunu boyanı kendin pişirmek, çocuklarının söküklerini dkmek, eğitim yapabilmek için ortak bir dil bulmak, kapı kapı dolaşıp çocukların okula gelmeleri için aileleri ikna etmek mum ışığında kitap okumak yüzünü yıkayacak kadar bile su bulamamak öğretmenler gününde hediye tavuk almak, sıcak yağlı bazlamayı koklarken ve dünyanın en temiz gözleriyle size bakan çocuklarınızı seyretmektir.

Hayatın her çocuğa adil davranmadığını görmektir...

 

 

      Çalıştığın birden fazla ekip iyi ise vazgeçilemeyen cennet; ekip kötü ise kaçmak için türlü yolların arandığı cehennemdir. Lakin en zorluğu da çamur,kar, buz, soğuk, amelelik, hademelik gibi zorluklar değil; Eğitim denetmelerinin  gelip binbir bahane ile öğretmeni canından bezdirecek sözleridir. Yeri gelir aşağılar, yeri gelir merkezle bir tutar ama bir türlü “eline sağlık” diyemediği kişilerin çalıştığı ve çatıştığı yerdir.

Ha unutmadan:

         “Türkiye'deki öğretmenlerin yatarak para kazanması” diye bir sözün binbir özürle tekzip etmesi gereken noktadır. Ne olursa olsun köyde öğretmen olmanın ortak tanımı: “Ögretmenligimin en güzel yılları”dır.

                                                                                                          Eğitimci/Yazar / Suat GÜNEŞ

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

SON DAKİKA HABERLERİ


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

© İMAM-HATİP LİSESİ MEZUNLARI KÜLTÜR DAYANIŞMA VE İNSANİ DEĞERLERİ YÜCELTME DERNEĞİ
 Telefon ve Fax:
                   

 e-mail :  iletisim@ihsanider.org.tr    /  www.ihsanider.org.tr@hotmail.com
Köşe Yazarı Yönetici Girişi     /   Köşe Yazarı Girişi

Adres:Ulu Cami Mah. Kızılay Cad. Taş Apt. No:163 K:1 D:1 Seyhan/ADANA
E-Postamız


Tasarım: ihsanider

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi