Hak ve Hakikat Üzere Olmak (HUTBE)

Açıklama: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”(4) buyrulmaktadır.
Kategori: İbadet
Eklenme Tarihi: 10 Ocak 2018
Geçerli Tarih: 20 Şubat 2018 17:12
Site: İHSANİDER
URL: http://www.ihsanider.org.tr/haber_detay.asp?haberID=2202


                                                               HUTBE

                                             Hak ve Hakikat Üzere Olmak

      Muhterem Kardeşlerim! İhlaslı ve samimi bir Müslüman; Allah’a karşı kulluk görevlerini yerine getirmeye çalışan, yaratılmışlara faydalı olan, iyiye, doğruya ve güzele önderlik yapan, hak ve hakikate tercüman olan insandır, Allah yolunda yürümek isteyenlerin rehberidir. İnsanlara iyiliği emreder ve kötülüklerden sakındırır. Yüce yaratıcının büyüklüğünü, yüceliğini, merhametini, isim ve sıfatlarını hal diliyle ve sözleriyle anlatarak, Allah’ı kullarına sevdirir. Müslümanları da ibadetlerini samimi bir şekilde yapmaya teşvik ederek, kullarını Allah’a sevdirir. Eliyle, diliyle, malıyla ve canıyla İslam’a ve Müslümanlara yardım eder. Onu görenler Allah’ı hatırlar, kendine çeki-düzen verir. Kısacası, din gönüllüsü bir gönül eridir.

      Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.”(1)

      Kardeşlerim! Kâinata baktığımızda görürüz ki, bütün mahlûkat Allah’a teslim olmuş, Yüce yaratıcının kendisine yüklediği görevleri eksiksiz yerine getirmektedir. Mesela güneş, her gün aynı yerden ve aynı saatte doğmakta ve batmaktadır. Işıkları ile bizleri aydınlatmakta, sıcaklığıyla ısıtmaktadır. Bunun için de bizlerden herhangi bir ücret istememekte ve teşekkür beklememektedir. Güneşin görevini ihmal ettiği, şikâyet ettiği görülmemiştir. Gerçek anlamda inanmış bir Müslüman da güneş gibi olmalı, kendisinden istenen kulluk görevlerini yerine getirmelidir. Allah rızasından başka bir amacı olmamalıdır. Sözleri ve davranışları tam bir uyum içinde, Kur’an ve sünnete uygun olmalıdır. Ayeti kerimede şöyle buyruluyor: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın.”(2) Bir başka ayette de buyruluyor ki: “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.”(3)

      Müslümanın özü sözü bir olmalıdır. Söylediklerini önce kendisi yaşamalıdır. Saff suresinin 2. Ve 3. ayetlerinde “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”(4) buyrulmaktadır.

      Rasülullah (sav) buyuruyor ki: “Kıyamet gününde bir adam getirilir, ateşe atılır, ateş içinde değirmen taşı gibi dönmeye başlar, ateş halkı onun etrafını çevirirler. Ey falan! Sen bize iyilikleri emreden, fenalıklardan alıkoyan değil miydin? Derler. Evet, amma ben size emreder, kendim yapmazdım. Sizi yasaklar, kendim yapardım, der.”(5)

      Kardeşlerim! Peygamber efendimiz (sav) “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.”(6) buyuruyor. Ailemizin ve bizi sevip sayanların rol modeli olduğumuzu unutmayalım. Özellikle çocuklar anne-babalarını örnek alırlar. Onun için Allah’ın ve elçisinin emrettiği şekilde, her daim doğru, dürüst, hak ve hakikat üzere bir hayat yaşamaya gayret ederek onlara güzel örnek olalım.

       Babasının ve annesinin tesiri ve terbiyesiyle birçok insan cennete ve Cemalullah’a kavuşurken, ne yazık ki, birçok insanda cehenneme düşüp ebedî azaba duçar olacaktır. Sevgili Peygamberimiz (sav) “Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”(7) buyuruyor. Çocuklarımızın ve bizlerin iyiliği için, onları batıl inançlardan, kötü ahlaktan ve kötü arkadaşlardan korumamız gerekiyor. Unutmayalım ki, sorumlu olduğumuz kişiler bizlere Allah’ın birer emanetidir. Mahşer gününde hesabı sorulacaktır. Bu sebeple hak ve hakikatten ayrılıp sapmayalım, saptırmayalım.

     Hazırlayan: Metin Yiğit İmam-Hatip Hacıali mah. Camii Yüreğir.

kay (1) Âl-i İmrân 3/114 (2) (Hud suresi 11/112) (3) (Ahzab 33/70) (4) Saff suresi 61/ 2-3 (5) Buhârî, Bed’ül-halk 10; Müslim, Zühd 51 (6) (Buharî, Nikah, 91) (7) (Buhârî, Cenâiz 92)

İHSANİDER YÖN. KUR.